Son Yazılar

Son Yorumlar

by KulturMantari

Cumartesi, Temmuz 26, 2008

Polokwane'deyim.

Oncelikle merhaba herkese. Ne zamandir yazamiyordum. Johannesburg'u terk ettim su an daha kuzeydeki Polokwane sehrindeyim. Polokwane'nin diger adi Pietersburg. Johannesburg'tan buraya Translux isimli firmanin Marcopolo markali tek katli otobusu ile geldim. Tek katli diye belirtiyorum cunku burada cift katli otobusler bi hayli fazla. Otobuste 4-5 beyazdik. Cogunluk siyahlardaydi. Otobuste hostes yoktu. Bavul islerine bile sofor bakiyordu. Hostes olmadigi icin ikram da olmadi 5 saat boyunca. Gecen Sali vize islemleri icin Johannesburg'a donmem gerekti. Bu sefer SA Roadlink firmasinin iki katli otobusunu kullandim. Bu sefer iki tane manken gibi hostesler vardi. Serviste degisik bir icecek vardi. Yarisini icemedim zaten. Yol boyunca yaban domuzu ve maymun gordum ancak bu firmayi da pek sevmedim her buyuk sehirde aktarma yapiyorlar. Bagaji olan yandi yani.

Safari falan yapmak istiyoruz ama burasi kis oldugu icin hayvanlar uyuyor bu tarihlerde. Bir de cok pahali. Her hayvanin ayri fiyati var. Atiyorum gergedan 2 bin dolar. Bu kadar yuksek yani fiyatlar.

Simdilik bu kadar yeter. Zaten telden yazmak cok yorucu ya.

Cumartesi, Temmuz 19, 2008

Bu Guney Afrika Acayip Memleket!

Bu yazımı istemeden yazıyorum aslında. Neden derseniz ben zaten bu yazıyı daha önce telefonda yazmıştım ama iş yayınlamaya gelince telefonun interneti kesildi ve yazdığım bütün yazılar gitti. Uzun uzun yazmıştım ne güzel. Her neyse artık. Şu an bu yazıyı dizüstü bilgisayarımdan yazıyorum. Flash belleğe atıp internet kafeden bloga koyacağım. Bir önceki yazımın yorumlarında da belirttim. Bu yazımda bir önceki yazımda sormuş olduğunuz sorulara cevap bulabileceksiniz.

İlk sorudan başlayalım. Sevgili Boncukçu "Fast-food dışında ne yiyorlar?" diye sormuştu. Doğrusunu söylemek gerekirse evde kaldığımız için kendin pişir-kendin ye felsefesini uyguluyoruz. Henüz bir restorana gitmedik. Bunun en önemli nedeni yemeklerde hınzırın etinden, sütünden ve yağından faydalanılıyor olması. Marketten bir şey alırken bile hemen arkasına bakıp "helal" yazısını arıyoruz. Zira İslâmî ürünlerde bu yazı bulunmak zorunda. Ayrıca merak etme Boncukçu fırsat buldukça fotoğraf çekiyorum.

Diğer bir soru (sorular desem daha iyi olurdu herhalde) ise AQUIla alias Jade'den geldi. Nerede kaldığımı merak etmiş kendisi. Yukarıda da belirttiğim gibi bir evde kalıyorum. Evin geniş bir bahçesi ve havuzu var. Bugün başka bir şehre gitmeyi düşünüyoruz ama. Blogdaşım Jade bir de resmî dairelerdeki ve okullardaki durumu sormuş. Burada da hem devlet okulları hem de özel okullar var. Dün gittiğim özel okulun fiyatı yıllık 2000 dolar. Sanırım en ucuzlarından bir tanesiydi. Devlet okullarında ise genellikle siyahlar okuyor. Yâni durumu iyi olmayanlar. Resmi dairelerdeki durum gülünecek cinsten. Dün vizemi uzatmak için bir devlet dairesine gittim. İlk dikkatimi çeken şey memurların kılık kıyafeti oldu. Sanırım belli bir kılık kıyafet uygulaması yok. Herkes rastgele giyinmiş. Benimle ilgilenen memur beyin arkadan bağlı, uzun saçları vardı. Adamı görseniz popcu dersiniz. Memur demeye bin şahit ister. "Popcu dersiniz" dememin sebebi de benim vize evraklarını onaylarken adamın masasından hafif bir müzik sesi geliyordu. Adam hem tempo tutuyor, oynuyor hem de şarkıyı sesli bir şekilde tekrar ediyordu. Bizim Türkiye'de değil devlet dairesinde özel şirketlerde bile böyle şeye rastlamak mümkün değil. Neyse masadan kalkıyordum ki yan masadaki memure dikkatimi çekti. Kadın görev başında elma yiyor. Hem de ısırarak. Çıkan ses mide bulandırıcı. Neyse dudağımda hafif şaşkınlık tebessümleriyle vezneye gittim. Veznede işlemler tamamlarken arkadan bir ses duyuldu. Adamın teki gelmiş vezne görevlisine "hello baby" dedi. Tanışıyorlardır eminim ama görev başında denmesi acayibime gitti. Sizin sorularınızı da böylece cevaplamış olduk sevgili Jade. Umarım tatmin edici cevaplar verebilmişimdir.

Taylan kardeşim de burada ne kadar kalacağımı sormuş. Sadece yaz için buraya geldim sevgili Taylan. Okul bitince burada yaşamak isterim ama.

Başka sorularınız varsa alabilirim arkadaşlar. Sevgiler ve saygılar Güney Afrika'dan...

Not: Hepinize link vermek isterdim ama vaktim kisitli ve bilgisayarlar adami cileden cikariyor. Cok eski...

Salı, Temmuz 15, 2008

Guney Afrika`dan ilk Selam!

Herkese selamlar!

Oncelikle belirteyim ki klavyem Ingilizce oldugu icin yazimda Turkce karakter kullanamiyorum. Bunun icin kusuruma bakmayin.

Efendim bu Guney Afrika guzel memleket. Bir de sunu belirteyim Guney Afrika deyince milletin aklina kita geliyor. Aslinda oyle degil. Yani Guney Afrika, Afrika kitasinda bir ulke. Onumuzdeki yillarda ismini bol bol duyacagiz cunku 2010 Dunya Kupasi`na Guney Afrika evsahipligi yapacak.

Insanlarin kafasina takilan diger bir sey ise Guney Afrika`nin cok sicak oldugu. Yok efendim oyle bir sey. Hava sicakliklari 5-10 derece arasinda gidip geliyor. Kabanlarla dolasiyoruz.

Guney Afrika her ne kadar siyahilerin ulkesi de olsa beyazlar cogunlukta gibi sanki. Beyazlar zengin, siyahlar ise cogunlukla fakir oluyor. Teknolojik aletler ve arabalar cok ucuz. 15 milyara hani su cift kisilik helikopterler var ya, iste onlardan alabiliyorsunuz. Insanlari cay diye bir sey bilmiyor. Sabah kahvaltilarinda sut iciyorlar. Siyahiler kendi aralarinda yerel dillerini konusuyorlar ama hepsi Ingilizce biliyor. Ticari taksilerin hepsi (benim gorduklerim) Mercedes. Suan internet kafeden yaziyorum ve internetin saati 5 Rand. 1 dolar 8 rand ediyor. Siz hesaplayin artik kac liraya denk geldigini.

Sormak istediginiz, merak ettiginiz seyler varsa siz sorun ben bir daha internete girdigimde cevaplarim. Zira simdilik benim aklima gelenler bunlar.

Yazimda hatalar varsa gormezden geliveriniz cunku klavye ve monitor cok kotu. Klavyeyi anladik da monitor ne alaka demeyin. Yazdiklarimi zor okuyorum. :)

Buradan tum sevdiklerime sevgilerimi gonderiyorum.

Çarşamba, Temmuz 09, 2008

Artık Elveda!

Ne zor işmiş bu başka ülkeye gitmek ya! Vizesidir, pasaportudur adamı bıktırıyor. Hoş bu gece gidecek olmama rağmen vizem hâlâ yok. Aldığım duyumlara göre Güney Afrika'ya sorgusuz suâlsiz 1 aylık turist vizesi veriyorlarmış. Bunu da kontrollerden önce alabiliyormuşuz.

Her neyse işte bir sorun çıkmazsa bu gece 23:25' te Türk Hava Yolları'na âit bir uçakla hreket edip 9-10 saatlik bir yolculuğun sonunda yarın sabah saatlerinde Güney Afrika'da olacağım. İlk defa uçağa binecek olmanın heyecanını yaşamaktayım. Sanki gece vakti bir yeri görebilecekmişim gibi cam kenarında seçtim koltuğumu. :)

Daha önce uçağa binenlere bâzı sorularım olacak. İlk sorum: Uçaktaki ikramlar ücretli midir? İkinci sorum: Uçakta internete bağlanabilir miyim? Eğer yanıtınız evetse bunun için ayrı bir ücret öder miyim? Son sorum ise bagaj ağırlığı hesaplanırken bavul da dâhil midir? Eğer bavul da dâhilse ben ayvayı yedim. Zâten benim bavulun kendisi 20 kilo. :)

Cevaplarınızı bekliyorum arkadaşlar! Haydi Abbas yolcu...

Pazartesi, Temmuz 07, 2008

İsraf Hakkında Bir Mim

Bünyaz.com'dan gelen bir mim var. Aldığım en güzel, en hayırlı mimlerden birisi. Mimi de kendisi başlatmış zaten. Bu yüzden yazıma geçmeden önce teşekkür ediyorum Bünyaz'a.

Mimin konusu aslında sadece ekmek israfı hakkında ama ben bunu genel tutup israf hakkında bir mim yazacağım. Maalesef ülkemizde çok fazla israf yapılıyor. Belki de bu konuda dünya birinciliğini elimizde tutuyoruzdur. Müslüman bir ülkeye bu durum hiç yakışmıyor. Ülkemiz o hâle gelmiş ki bir restoranda yemek yediğimiz tabağı tamamen silip süpürmemek, yemek artığı bırakmak moda hâline gelmiş. Eğer tabağı sünnetleyecek olursanız size görgüsüz gözüyle bakarlar.

Yukarıda yazdığım duruma örnek teşkil edebilecek bir olay benim de başımdan geçti. Birgün simit almış, bir yere oturup yiyordum. Simitin susamları masanın üzerine dökülmeye başladı. Ben de hem simitin susamlarını sevdiğim için hem de "Kim ki sofradan düşen ekmek kırıntısını yerse mağfiret olunur" hadîs-i şerîfine mazhar olabilmek için susamları parmağımla alıp yemeye başladım. Hemen karşı masada oturan çağdaşlar(!) birbirlerine benim görgüsüzlüğümü göstermeye başladılar.

İşte hâlimiz budur! Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Düşüncelerinizi kendi blogunuzda yazarsanız çok memnun olurum. Yazanlar mimi kabul etmiş demektir zaten...

Cuma, Temmuz 04, 2008

Güney Afrika Yolcusuyum

Maalesef uzun zamandır yazamıyorum. Sanırım daha uzun bir süre de yazamam. Önümüzdeki Çarşamba, ayın 9'unda, Güney Afrika'ya gidiyorum. Bu yaz aslında İtalya'da olmayı hâyâl ediyordum ama olmadı. İtalya'ya daha sonra da giderim diye düşündüm ve bu Güney Afrika teklifine (arkadaşlardan gelen bir teklif) sıcak baktım.

Uzun lafın kısası hakkınızı helâl edin. Gidip de dönmemek var. :) Güney Afrika bu ne olacağı belli olmaz. Fırsatım oldukça Kelimelerin Soyağacı'nda ve burada yazarım. Tabii Güney Afrika'da internet bağlantısı bulabilirsem. :)

Haydi görüşmek üzere...